Siyasi Hakların Kullanılmasının Engellenmesi Suçu (TCK Madde 114)


SİYASİ HAKLARIN KULLANILMASININ ENGELLENMESİ SUÇU (TCK MADDE 114)

         Siyasi hakların kullanılmasının engellenmesi suçuna 5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun yedinci bölümünde “hürriyete karşı suçlar” başlığı altında madde 114’ te yer verilmiştir. Kanun hükmü şöyledir:

TCK MADDE 114

Siyasi hakların kullanılmasının engellenmesi 

Madde 114- 

(1) Bir kimseye karşı;

   a) Bir siyasi partiye üye olmaya veya olmamaya, siyasi partinin faaliyetlerine katılmaya veya katılmamaya, siyasi partiden veya siyasi parti yönetimindeki görevinden ayrılmaya,

   b) Seçim yoluyla gelinen bir kamu görevine aday olmamaya veya seçildiği görevden ayrılmaya, zorlamak amacıyla, cebir veya tehdit kullanan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Cebir veya tehdit kullanılarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla bir siyasi partinin faaliyetlerinin engellenmesi halinde, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.


         Toplum içerisinde yaşayan bireylerin doğuştan sahip olduğu devredilemez temel hakları bulunmaktadır. Bu haklardan biri de siyasi haklardır. Siyasi haklar, kişinin devlet yönetimine katılmasına olanak sağlayan temel haklardandır. Siyasi haklar anayasa ile de güvence altına alınmıştır.

         Devletin asli görevlerinden biri de bireylerin siyasal hak ve hürriyetlerini serbest ve özgür bir şekilde kullanmasını sağlamaktır. Bu hususta Türk Ceza Kanununda da siyasi hakların kullanılmasının engellenmesi suçuna özel olarak yer verilmiştir.

            Türk Ceza Kanununda belirtilen siyasi haklar:

- Bir siyasi partiye üye olmak veya olmamak, 

- Bir siyasi partinin faaliyetlerine katılmak veya katılmamak, 

- Bir siyasi partiden veya parti yönetimindeki görevinden ayrılmak, 

- Seçim yoluyla gelinen bir kamu görevine aday olmak, 

- Seçim yoluyla gelinen bir kamu görevinde görevi devam ettirmek.

Olarak sıralanmıştır.

KORUNAN HUKUKSAL YARAR

            Türk Ceza Kanununun 114. Maddesinde düzenlenen siyasi hakların kullanılmasının engellenmesi suçu ile bireylerin siyasi hakları ve kolektif siyasi hürriyetler korunmaktadır. Bireylerin siyasi haklarının ihlal edilmesi, devletin siyasi fonksiyonlarını olumsuz olarak etkileyeceği için 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 114. Maddesi ile siyasi hürriyetler, güvence altına almıştır.

SİYASİ HAKLARIN KULLANILMASININ ENGELLENMESİ SUÇUNUN FAİLİ VE MAĞDURU KİMDİR?

            Suçun faili açısından özel bir düzenleme bulunmamakta olup; herkes bu suçun faili olabilmektedir. Ancak suçun mağduru için aranan belirli şartlar ve kriterler olabilmektedir. Örneğin 18 yaşından küçük şahısların siyasal partilere üye olabilmeleri mümkün değildir. Açıklanan sebeple bu kişilerin belirtilen sebeple suçun mağduru olabilmesi mümkün değildir.

SUÇUN MADDİ UNSURU NEDİR?

            Siyasi hakların kullanılmasının engellenmesi suçu birden fazla eylem ile işlenebilmektedir.

            Kanun maddesinin ilk fıkrasında belirtilen durumlar siyasi hakların kullanılmasının engellenmesine ilişkin olup; bu haller; bir siyasi partiye üye olmaya veya olmamaya, siyasi partinin faaliyetlerine katılmaya veya katılmamaya, siyasi partiden veya siyasi parti yönetimindeki görevinden ayrılmaya, seçim yoluyla gelinen bir kamu görevine aday olmamaya veya seçildiği görevden ayrılmaya, zorlamak amacıyla, cebir veya tehdit kullanmak olarak belirtilmiştir.  

            İkinci fıkrada ise siyasi parti faaliyetlerinin engellenmesi üzerinde durulmuştur. Bu husus kanun maddesinde; cebir veya tehdit kullanılarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla bir siyasi partinin faaliyetlerinin engellenmesi olarak belirtilmiştir.

MANEVİ UNSUR

         Bu suç sadece kasten işlenebilen bir suç tipi olup; suçun taksirle işlenebilmesi hukuken mümkün değildir.

SİYASİ HAKLARIN KULLANILMASININ ENGELLENMESİ SUÇUNUN NİTELİKLİ (AĞIRLAŞTIRILMIŞ) HALLERİ 

            Suçun nitelikli hallerine Türk Ceza Kanunu madde 119’ da yer verilmiştir. Kanun hükmü aşağıda belirtilmiştir:

TCK MADDE 119

Ortak hüküm 

Madde 119- 

(1) Eğitim ve öğretimin engellenmesi, kamu kurumu veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının faaliyetlerinin engellenmesi, siyasi hakların kullanılmasının engellenmesi, inanç, düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasını engelleme, konut dokunulmazlığının ihlali ile iş ve çalışma hürriyetinin ihlali suçlarının;

a) Silahla,

b) Kişinin kendisini tanınmayacak bir hale koyması suretiyle, imzasız mektupla veya özel işaretlerle,

c) Birden fazla kişi tarafından birlikte,

d) Var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak,

e) Kamu görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,

İşlenmesi halinde, verilecek ceza bir kat artırılır.

(2) Bu suçların işlenmesi sırasında kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerinin gerçekleşmesi durumunda, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.


            Kanun hükmünde görüldüğü üzere bu suçun silahla, kişinin kendisini tanınmayacak bir hale koyması suretiyle, imzasız mektupla veya özel işaretlerle, birden fazla kişi tarafından birlikte, var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak, kamu görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle, işlenmesi durumunda verilecek ceza bir kat arttırılmaktadır. Yine ikinci fıkra uyarınca suçun işlenmesi sırasından kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaştırılmış hallerinin vuku bulması halinde, fail hakkında ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanmaktadır.

SUÇA TEŞEBBÜS MÜMKÜN MÜDÜR?

         Suç fiilinin icrasına başlanmış olmakla birlikte failin bu fiile ilişkin olarak icra hareketlerini henüz tamamlamamış olması durumunda bu suça teşebbüs mümkün olmaktadır. Örneğin failin siyasi hakların kullanılmasının engellenmesine yönelik olarak tehdit mektubu hazırlaması; ancak mektubun adrese ulaşmaması durumunda teşebbüs hükümleri uygulanır.             

SUÇ ŞİKÂYETE TABİ MİDİR? 

            Siyasi hakların kullanılmasının engellenmesi suçu şikâyete tabi olmayıp; ilgili makamlarca soruşturma ve kovuşturma resen yapılmaktadır.

YARGITAY KARARI

SİYASİ HAKLARIN KULLANILMASININ ENGELLENMESİ SUÇUNA İLİŞKİN GENEL BİLGİ (4. Ceza Dairesi 2014/585 E. , 2016/9881 K.)

“…Siyasi hakların kullanılmasının engellenmesi suçu, Türk Ceza Kanununun 114. maddesinde,
“(1) Bir kimseye karşı;

a)Bir siyasî partiye üye olmaya veya olmamaya, siyasî partinin faaliyetlerine katılmaya veya katılmamaya, siyasî partiden veya siyasî parti yönetimindeki görevinden ayrılmaya,
b)Seçim yoluyla gelinen bir kamu görevine aday olmamaya veya seçildiği görevden ayrılmaya, zorlamak amacıyla, cebir veya tehdit kullanan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Cebir veya tehdit kullanılarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla bir siyasî partinin faaliyetlerinin engellenmesi hâlinde, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur." şeklinde düzenlenmiştir.

Görüleceği üzere, bu yasal düzenlemede, önceki yasal düzenleme olan 765 sayılı Türk Ceza Kanununun 174. maddesinden farklı olarak, hangi hakların siyasi hak olarak nitelendirildiği açıkça belirtilmiş, önceki düzenlemede açıklanmadan bırakılan “siyasi haklar” ibaresi nedeniyle oluşan belirsizlik ortadan kaldırılmıştır.

Siyasi hakların kullanılmasının engellenmesi suçu ile korunmak istenen hukuki değer, birinci fıkra açısından, bir kimsenin bireysel olarak bir siyasi partiye girme veya girmeme, faaliyete katılma veya katılmama, seçim yoluyla gelinen bir kamu görevine aday olma ve o görevden ayrılma iradesidir. Yani bireysel siyasi hakların kullanılması özgürlüğüdür. İkinci fıkra açısından ise. Anayasayla güvence altına alınan siyasi partilerin faaliyet özgürlüğüdür.
Suçun birinci fıkradaki halinin maddi unsuru, cebir veya tehdit ile bir siyasî partiye üye olmaya veya olmamaya, siyasî partinin faaliyetlerine katılmaya yahut katılmamaya, siyasî partiden veya siyasî parti yönetimindeki görevinden ayrılmaya zorlanmak, seçim yoluyla gelinen bir kamu görevine aday olmamak için veya seçildiği görevden ayrılmaya zorlanmaktır. Failin bu amaçla cebir ve tehdide başvurması yeterli olup, ayrıca bunun sonucunda, yukarıda sayılan hakların kullanılmasının engellenmiş olması gerekmez. Engelleme eyleminin cebir ve tehditle gerçekleştirilmesi gerektiğinden, bu suç, bağlı hareketli bir suçtur.

İkinci fıkradaki halinin maddi unsuru ise cebir veya tehdit ya da hukuka aykırı başka bir davranışla, mevzuata uygun olarak kurulmuş bir siyasî partinin faaliyetlerinin engellenmesidir. Bu suçun oluşumu için birinci fıkradan farklı olarak hakkın kullanılmasının engellenmiş olması gerekir. Siyasi partinin faaliyetinden maksat, siyasi partilerin mevzuata ve tüzüklere uygun olarak gerçekleştirdikleri her türlü faaliyettir.
Suçun faili herkes olabilir. Ancak TCK'nın 119/1-c maddesine göre suçun kamu görevlisi tarafından ve kamu görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılarak işlenmesi halinde ceza artırılacaktır.
Birinci fıkrada düzenlenen suçun mağduru herkes olamaz. Ancak, gerçek kişinin onsekiz yaşını bitirmiş, Türk vatandaşı olması, aynı zamanda bu kişinin kamu görevlisi olmaması ve siyasi hakları kullanmaktan yasaklı bulunmaması, 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanununun 11. maddesinin 2,3,4 fıkralarında sayılan suçlar ile terör eyleminden mahkum olmamış olması gerekir. Ayrıca TCK'nın 53. maddesine göre bir suça mahkumiyetin sonucu olarak failin belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılması durumunda da bu süre içerisinde bu kimselerin bu suçun mağduru olma imkanı bulunmamaktadır.

İkinci fıkrada düzenlenen suçun mağduru ise siyasi partilerin yöneticileridir. Suçtan zarar gören de siyasi partilerdir. Siyasi Partiler 2860 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca bildirim ve belgelerini İçişleri Bakanlığına vermeleriyle tüzel kişilik kazanırlar. Siyasi partilerin tüzel kişilik kazanmaları yeterli olup, seçime katılma yeterliğine sahip olmaları gerekli değildir.
Suçun manevi unsuru, birinci fıkra açısından, bir kimseyi siyasi partiye üye olmaya veya olmamaya, siyasi parti faaliyetlerine katılmaya veya katılmamaya, siyasi partiden veya siyasi parti yönetimindeki görevinden ayrılmaya, seçim yoluyla gelinen bir kamu görevine aday olmamaya veya seçildiği görevden ayrılmaya zorlamak amacıyla bilerek ve isteyerek cebir-tehdit icrasıdır. İkinci fıkra açısından ise failin belli bir saikle hareket etmesi gerekmez; fiilin bilerek ve isteyerek icrası yeterlidir.

Suçun silahla, kişinin kendini tanınmayacak bir hale koyması suretiyle, imzasız mektupla veya özel işaretle, birden fazla kişi tarafından birlikte, var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak, kamu görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle işlenmesi halinde TCK'nın 119. maddesi uyarınca ceza bir kat artırılacaktır.
Suçun aynı kişiye veya siyasi partiye karşı değişik zamanlarda birden fazla defa işlenmesi veya ve bir hareketle birden fazla kişiye yahut siyasi partiye karşı işlenmesi durumunda zincirleme suç ve aynı nev'iden fikri içtima hükümleri uygulanacaktır. Ayrıca bu suça iştirak ve teşebbüs mümkündür.
Cebir ve tehdit suçun unsurunu oluşturduğu için, bileşik suç kuralları gereği yalnızca siyasi hakların kullanılmasının engellenmesi suçundan ceza verilir; ayrıca cebir veya tehditten ceza verilmez. Ancak TCK’nın 119/2 maddesindeki düzenleme gereğince, yaralamanın neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerinin gerçekleşmesi durumunda ayrıca kasten yaralama suçundan da hüküm kurulur. Seçim hakkının cebir veya tehdit yoluyla engellenmesi fiilleri bu suç kapsamına girmeyip, 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanunun 152. maddesinde ayrıca düzenlenmiştir. Aynı Kanunun 149. maddesinde de, herhangi bir vasıta ile seçim propagandası toplantısına engel olan veya imkan vermeyecek hareket ve tertiplerle onu ihlal eden kişilerin bu fiilleri yaptırıma bağlanmaktadır. Bu durumda somut olayın özelliğine göre siyasi partinin faaliyetine seçim döneminde engel olunması durumunda fikri içtima hükümlerine göre hangi maddede öngörülen ceza ağır ise o madde hükümleri uygulanacaktır…”


CEZA AVUKATI – AĞIR CEZA AVUKATI – İSTANBUL AĞIR CEZA AVUKATI

İnternet sitemizde yer alan tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Avukat Fatih Yaşar’ a aittir. Sitemizdeki makalelerin kopyalanması ve izinsiz olarak alınması durumunda hukuki ve cezai işlem yapılacaktır.