Kısırlaştırma Suçu (TCK Madde 101)


KISIRLAŞTIRMA SUÇU VE CEZASI NEDİR? 

Kısırlaştırma suçu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 101. Maddesinde düzenlenmiş olup; kanun hükmü şöyledir:

TCK MADDE 101
Kısırlaştırma  
Madde 101-  
(1) Bir erkek veya kadını rızası olmaksızın kısırlaştıran kimse, üç yıldan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Fiil, kısırlaştırma işlemi yapma yetkisi olmayan bir kimse tarafından yapılırsa, ceza üçte bir oranında artırılır. 
(2) Rızaya dayalı olsa bile, kısırlaştırma fiilinin yetkili olmayan bir kişi tarafından işlenmesi halinde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

Kısırlaştırma hususuna ayrıca 2827 sayılı Nüfus Planlaması Hakkında Kanunun 4. Maddesinde yer verilmiş olup; bu madde uyarınca:

Sterilizasyon ve kastrasyon: 

Madde 4: Sterilizasyon, bir erkek veya kadının çocuk yapma kabiliyetinin cinsi ihtiyaçlarını tatmine mani olmadan izalesi için yapılan müdahale demektir. Sterilizasyon ameliyatı, tıbbi sakınca olmadığı takdirde reşit kişinin isteği üzerine yapılır. Bir ameliyatın seyri sırasında tıbbi zaruret nedeniyle bir hastalığın tedavisi için kastrasyonu gerektiren hallerde, kişinin rızasına bakılmaksızın kastrasyon ameliyesi yapılabilir. 

Türk Ceza Kanununda kısırlaştırma suçuna ilişkin olarak iki fıkra bulunmakta olup; kanun maddesinin ilk fıkrasında rızaya dayalı kısırlaştırma; ikinci fıkrada ise rıza dışında kısırlaştırma olarak ayrım yapıldığı görülmüştür.

KORUNAN HUKUKİ YARAR

Kısırlaştırma suçu ile korunan hukuki menfaat kişinin üreme kabiliyetinin korunmasıdır. Ayrıca bu suç tipi ile kişinin vücut ve beden bütünlüğünün de korunması amaçlanmıştır.

SUÇUN FAİLİ 

Kanunda kısırlaştırma suçunun faili ile ilgili özel bir düzenleme bulunmamakta olup; herkes bu suçun faili olabilmektedir. Suçun kısırlaştırma işlemini yapmaya yetkili olmayan bir kimse tarafından işlenmesi halinde faile verilecek ceza, kanun maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi uyarınca arttırılmaktadır.

SUÇUN MAĞDURU

Kısırlaştırma suçunun mağduru, üreme yeteneğine haiz olan kadın veya erkek kişilerdir. Mağdurun üreme yeteneğine haiz olması, suçun işlenebilmesi açısından zorunlu unsurdur.

SUÇUN MADDİ UNSURU

Kanun maddesinde de açıkça görüldüğü üzere suçun maddi unsuru bir erkek veya kadın kişinin rızası dışında kısırlaştırılmasıdır. Fail, kısırlaştırma suçunu sadece tek bir eylemle değil; farklı eylemlerle de işleyebilir. Bu sebeple suç serbest hareketli bir suçtur. Suçun oluşabilmesi için önemli olan failin eyleminin mağdurda kısırlaşma oluşturmasıdır. Suçun maddi unsurunun oluşabilmesi için failin kısırlaştırmaya yönelik eylemi ile mağdurun kısırlaşması sonucu arasında uygun illiyet bağının bulunması gerekir. Kısırlaştırma olgusu ile hadım etme farklı kavramlardır. Bu iki kavramın birbirine karıştırılmaması gerekmektedir. Kısırlaştırma  (Sterilizasyon) olgusunda mağdurun sadece cinsel ihtiyaçlarına engel olmaksızın üreme yeteneği ortadan kalkmaktadır. Ancak hadım etmede (kastrasyon) ise mağdurun üreme yeteneğini kaybetmesi yanında cinsel yeteneği de ortadan kalkmaktadır. Kanunumuzda hadım etme ile ilgili ayrıca bir suç tipi bulunmadığı için fail hakkında kasten yaralama suçunun nitelikli hali hükümleri uygulanmaktadır.

SUÇUN MANEVİ UNSURU 

Kısırlaştırma suçu, sadece kasten işlenebilir. Suçun taksirle işlenebilmesi mümkün değildir. Kast, kanunun suç olarak kabul ettiği bir fiilin ve onu meydana getirecek hareketin neticesini bilerek ve isteyerek işleme iradesidir.

HUKUKA AYKIRILIK UNSURU 

Kısırlaştırma suçunda mağdurun rızasının bulunması halinde (TCK Madde 26) failin eylemi suç oluşturmaz; ancak bunun için kısırlaştırma işleminin yetkili bir kimse tarafından yapılması gerekir. Rahim Tahliyesi ve Sterilizasyon Hizmetlerinin Yürütülmesi ve Denetlenmesine İlişkin Tüzüğün 10. Maddesi uyarınca yetkili kimseler şöyle ifade edilmiştir: 

Sterilizasyon ameliyatı: 

Madde 10: Sterilizasyon ameliyatı, tıbbi sakınca olmaması koşuluyla ve reşit kişinin isteği üzerine yapılır. Kadınlara sterilizasyon ameliyatı, kadın hastalıkları ve doğum ya da genel cerrahi uzmanlarınca yapılır.  

Erkeklere sterilizasyon ameliyatı, üroloji, kadın hastalıkları ve doğum ya da genel cerrahi uzmanlarıyla bu konuda Bakanlıkça açılan eğitim merkezlerinde kurs görerek yeterlik belgesi almış pratisyen hekimlerce yapılır.

SUÇUN NİTELİKLİ AĞIRLAŞTIRILMIŞ HALLERİ 

Türk Ceza Kanunu Madde 101 uyarınca kısırlaştırma suçunun, mağdurun rızası olmaksızın ve kısırlaştırma işlemi yapmaya yetkisi olmayan bir kimse tarafından işlenmesi halinde faile verilecek ceza 1/3 oranında arttırılmaktadır.

KISIRLAŞTIRMA SUÇUNUN CEZASI 

Kısırlaştırma suçunun, mağdurun rızası olmaksızın kısırlaştırma işlemini yapmaya yetkili kimseler tarafından işlenmesi halinde faile verilecek ceza 3 yıldan 6 yıla kadar hapis cezasıdır. Yine suçun mağdurun rızası olmaksızın kısırlaştırma işlemini yapmaya yetkili olmayan kimseler tarafından işlenmesi halinde faili verilecek ceza 1/3 oranında arttırılmaktadır. Kısırlaştırma suçunda mağdurun rızası olsa bile, kısırlaştırma eyleminin yetkili olmayan kişi tarafından işlenmesi halinde faile 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası verilmektedir.

SUÇUN ÖZEL GÖRÜNÜŞ BİÇİMLERİ 

TEŞEBBÜS 

Teşebbüs, failin suç işlemek üzere icra hareketlerine başlamış olması karşısında elinde olmayan sebeplerle arzu ettiği sonucu gerçekleştirememesidir. Kısırlaştırma suçunda, icra hareketleri belli kısımlara bölünebiliyor ise teşebbüs mümkün olabilir. Örneğin doktorun yapmış olduğu kısırlaştırma ameliyatının başarısız olması sebebiyle mağdurun üreme yeteneğinin hala devam ediyor olması halinde suç teşebbüs aşamasında kalmıştır. 

İŞTİRAK 

Kısırlaştırma suçu özgü bir suç olduğu için iştirak da Türk Ceza Kanunu Madde 40/2 hükmü uygulanmaktadır. Bu kapsamda; özgü suçlarda, ancak özel faillik niteliğini taşıyan kişi fail olabilir. Bu suçların işlenişine iştirak eden diğer kişiler ise azmettiren veya yardım eden olarak sorumlu tutulur. 

İÇTİMA 

Fail, mağduru yaralama kastı ile hareket eder ve bunun sonucunda da mağdurda kısırlaşma durumu meydana gelir ise bu kapsamda faile kısırlaştırma suçundan değil; TCK madde 87/2-c maddesi uyarınca ceza verilmektedir.

UZLAŞMA 

Kısırlaştırma suçu, uzlaşmaya tabi suçlar arasında değildir. Taraflar aralarında uzlaşma sağlasalar dahi bu durumun soruşturmaya veya kovuşturmaya hiçbir olumlu veya olumsuz etkisi bulunmamaktadır. Soruşturma veya kovuşturma devam etmektedir. Ancak sadece failin Suça Sürüklenen Çocuk olması halinde TCK 101/2 maddesi için uzlaşma hükümlerinin uygulanması mümkündür.

SORUŞTURMA VE KOVUŞTURMANIN YAPILMASI 

Kısırlaştırma suçunda soruşturma ve kovuşturmasının yapılması şikâyete tabi değildir. İlgili makamlar suçun işlendiği bilgisine ulaştığı anda resen harekete geçmektedir.

GÖREVLİ MAHKEME VE YETKİLİ MAHKEME

Kısırlaştırma suçunun yargılamasında görevli mahkeme Asliye Ceza Mahkemeleridir. Yetkili mahkeme ise suçun işlendiği yer mahkemesidir.

YARGITAY KARARLARI

KISIRLAŞTIRMA SUÇUNDA ADLİ TIP RAPORU ALINMASI

“…Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi; Katılan vekilinin, yüzüne karşı 13.01.2011 günü verilen hükmü, CMUK.nın 310. maddesinin 1. fıkrasında öngörülen ve tefhimden başlayan bir haftalık süreden sonra 01.08.2012 havale tarihli dilekçeyle temyiz ettiğinin anlaşılması karşısında, süresinden sonra gerçekleşen temyiz isteğinin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 317. maddesi uyarınca reddiyle incelemenin sanıklar müdafilerinin temyizleriyle sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü: Sanıkların aşamalardaki savunmaları ve tüm dosya içeriği karşısında, mağdurenin olay tarihindeki tedavisine ilişkin tüm tedavi evrakı da temin edilip dava dosyasına eklendikten sonra, mağdurenin dosya ile birlikte adli tıp kurumuna sevki sağlanarak, doktor olan sanık Hakan tarafından yapılan işlemin kısırlaştırma niteliğinde olup olmadığı, yapılan bu işlem sebebiyle mağdurenin çocuk doğurma yeteneğini geri dönülmez şekilde kaybedip etmediği ve söz konusu işlemin yapılmasında tıbbi bir zorunluluk bulunup bulunmadığı hususlarında rapor alındıktan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sanıklarının hukuki durumlarının tayin ve takdirinin gerektiği gözetilmeyerek eksik araştırmayla yazılı şekilde hüküm kurulması, Kanuna aykırı, sanıklar müdafilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek 1412 sayılı CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 22.05.2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi…” (14. Ceza Dairesi 2014/2748 E. , 2014/6813 K.)

CEZA AVUKATI – AĞIR CEZA AVUKATI – İSTANBUL AĞIR CEZA AVUKATI

İnternet sitemizde yer alan tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Avukat Fatih Yaşar’ a aittir. Sitemizdeki makalelerin kopyalanması ve izinsiz olarak alınması durumunda hukuki ve cezai işlem yapılacaktır.